Faturaların kalma

Hesap dönemi kapandıktan sonra belge almama veya düzenlememeden dolayı özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin Danıştay kararları

2018.02.06 15:00 endertosun Hesap dönemi kapandıktan sonra belge almama veya düzenlememeden dolayı özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin Danıştay kararları

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23.10.2009 tarih ve 2009-212 esas sayılı kararıyla, hesap dönemi kapandıktan sonra belge alınmaması ve fatura düzenlenmemesi nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği karara bağlanmıştır.
Söz konusu kararda yer alan konuya ilişkin hüküm şu şekildedir: “2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.”
Ancak daha sonraki ve aşağıda belirtilen 2'nci kararla aksi yönde karar verilmiştir.
  1. Önceki kararın tamamı aşağıdaki gibidir:
Hesap Döneminin Kapanmasından Sonra Mükellef Adına Özel Usulsüzlük Cezası Kesilemez/Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı
"...Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İlgili Danıştay Kararı;
T.C. DANIŞTAY Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2009/212 Karar No : 2009/456 Tarih : 23.10.2009
. HESAP DÖNEMİNİN KAPANMASINDAN SONRA MÜKELLEF ADINA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ SONUCU . HESAP DÖNEMİ İLE İLGİLİ OLARAK FATURA ALMAMA VEYA DÜZENLEMEME FİİLİ NEDENİYLE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
ÖZET : Takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilemeyeceği.
"... Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İstemin Özeti : Davacı adına 2005 vergilendirme dönemi için Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 20.6.2007 günlü ve E:2007/310 K:2007/610 sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde, emtia aldığı ............ Sanayi Ticaret Limited Şirketine ve şirketin ortağı olan şahsa 37.557,51 YTL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin emtia alımına ilişkin olduğunun davacı şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği, ödemelerin yapıldığı firmadan alınan faturaların 10.534,30 YTL tutarında olduğu, yine sözü edilen firma tarafından düzenlenen 28.3.2005 gün ve 148849 sayılı faturanın davacı tarafından kayıtlara geçirilmediğinin saptandığı, davacı şirket yetkilisi tarafından karlılığın % 8 olduğunun ifade edildiği, davacının emtia satışlarına ilişkin ödemeler için kullandığı pos cihazı kayıtları ile ödeme kaydedici cihaz fişi kayıtları karşılaştırıldığında toplam tutarların farklılık gösterdiğinin tespit edildiği, davacı şirket yetkilisince verilen ifadede, emtia alımına ilişkin olduğu belirtilen tutarı, tarihi, göndereni ve alıcısı tespit edilen banka havalelerinin ............ unvanlı şirketten yapılan emtia alımına ilişkin olduğunun belirtildiği, bu alışa ilişkin faturanın kayıtlara dahil edilmediğinin saptaması ve dönem başı ve dönem sonu mal mevcutlarının tartılıp ölçülerek tespit edildiğinin açıklanması nedeniyle fatura düzenlenmeyen emtia alışlarının ve emtia satışlarının varlığı konusundaki tüm unsurlar saptanarak fatura düzenlenmeyen alım satım faaliyetlerinin tutarı üzerinden yasal oranda hesaplanan özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 25.12.2008 günlü ve E:2007/ 3096, K:2008/4289 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendinde, fatura veya benzeri belge verilmemesi, alınmaması ve diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasına ilişkin özel usulsüzlükler ve cezalarının düzenlendiği, sözü edilen 353'üncü maddede öngörülen bu düzenleme ile mükelleflerin vergilendirme dönemindeki işlemlerinin kayıt ve belge düzenine uygun yürütülmesinin sağlanmasının amaçlandığı, 2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuyla bir kısım alışları için belge almadığı ve hasılatının bir kısmı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak 353'üncü maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilmesinin maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle vergi mahkemesi kararını bozmuştur.
İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/370 sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş, düzenlenmeyen ve alınmayan belge adedi ile satışa taraf olanlar hukuken geçerli bir şekilde tespit edilmeksizin kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi .... Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Danıştay Üçüncü Dairesinin 25.12.2008 gün ve K:2008/ 4289 sayılı bozma kararında yer alan düşüncemizde yazılı gerekçe uyarınca temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Vergi Mahkemesi ısrar kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Vergilendirme dönemindeki kimi işlemleri için fatura düzenlememesi ve fatura almaması nedeniyle davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Vergi Usul Kanununun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3'üncü maddesinin (A) bendinde, "vergi kanunu" tabirinin bu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiği kurala bağlandıktan sonra ikinci fıkrada; vergi kanunu hükümlerinin lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği ve lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunları hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı göz önünde tutularak uygulanması öngörülmüştür.
Vergi Usul Kanununun vergi cezalarına ayrılmış İkinci Kısmının Birinci Bölümü vergi ziyaı cezasına, İkinci Bölümü Usulsüzlüklere, Üçüncü Bölümü ise hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak vergi suç ve cezalarına ilişkindir. Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasının yaptırıma bağlandığı 353'üncü maddede; bu yaptırımın uygulanmasını gerektiren eylemin, yapıldığı vergilendirme döneminden sonraki zaman diliminde ve özellikle eylemin vergi kaybı yaratmasından sonra da uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Her ne kadar maddenin sondan bir önceki fıkrasında; takvim yılı kapanmadan önce katma değer vergisi veya geçici vergi beyannamelerinde hasılatın noksan bildirilmesinden dolayı tahakkukun gecikmesinden doğan vergi kayıpları için uygulanabileceği anlaşılan ve maddede yazılı özel usulsüzlükler sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiğinde, bu kaybın gerektirdiği vergi cezalarının ayrıca kesileceği düzenlenmişse de; tersine durumlarda ve özellikle takvim yılının kapanmasından sonra belirlenen ve vergi kaybı bulunan her olayda ilgililere ayrıca özel usulsüzlük cezası da kesileceği yolunda bir düzenleme yapılmamıştır. Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, yukarıda belirtilen nedenle ve Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gereklidir.
Yürürlükte kaldığı 31.12.1980 tarihine kadar uygulanan ve 4.1.1961 tarihinde kabul edilen, 10, 11 ve 12 Ocak 1961 günlü ve 10703, 10704 ve 10705 sayılı Resmi Gazete'lerde yayımlanarak, 1.1.1961 tarihinde yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, 30.12.1980 tarihinde kabul edilen, 31.12.1980 günlü ve mükerrer 17207 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2365 sayılı Yasa ile değişmeden önceki 353'üncü maddesinde ilk kez, fatura ve benzeri evrak vermeyen ve almayanların cezası olarak ve özel usulsüzlük cezası adı altında yapılan düzenlemede de yer aldığı üzere özel usulsüzlük cezası, şekle ve usule aykırılıkların yaptırımıdır.
Vergi Usul Kanununun şekle ve usule aykırılıkları yaptırıma bağlayan bu düzenlemesinden önce ve 5432 sayılı Yasanın ilk yürürlüğe konulduğu tarihte bir süre uygulanmasından sonra fatura düzenlenmemesi konusunda mükellefleri caydırıcı olmak üzere gereksinme duyulması nedeniyle 1951 yılında, sözü edilen Yasaya Ek 1'inci madde olarak 5815 sayılı Yasa ile "fatura cezası" başlığı altında hüküm eklendiği de bilinmektedir. Değinilen Ek 1'inci maddenin gerekçesinde, vergi uygulaması bakımından fatura almak ve vermek mecburiyetine uyulmamasının, vergi ziyaı yaratan eylemlerden olduğu için başlangıçta usulsüzlük cezası konulmadığı, ancak; vergi ziyaı takvim yılı sonunda belli olacağı için yılı içinde görülen veya saptanan faturasız işlemler için herhangi bir işlem yapılamadığı, dolayısıyla hesap döneminin kapanması ve sonucunun beklenmesi gerektiği, uygulamada bu durumun, pek çok mükellefin disiplinsiz davranmasına yol açtığı ve fatura düzenini bozacak bir kapsamda olduğu, bu sebeple faturalar hakkında bir usulsüzlük cezası konulması zorunlu görüldüğü için Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmesinin teklif edildiği belirtilmiştir. 1961 yılında yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun gerekçesi bulunmamakla birlikte, 353'üncü maddenin, 2365 sayılı Yasanın 80'inci maddesiyle değiştirilmesine ilişkin madde gerekçesinde; "... günümüzde, vergi güvenliğini sağlayacak tedbirler arasında, vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılacak incelemelerden çok, cari yıl içinde yapılan mali kontrollere önem verilmektedir. Suçun işlenmesinden bazen yıllarca sonra yapılmakta olan vergi incelemesi, vergi ziyaı ile ilgili delil ve izlerin çoğunlukla ortadan kalkmış olması nedeni ile ancak belli bir ölçüde etkili olabilmektedir. Oysa anında yapılacak kontrollerle, geliri doğuran olayların maddi bünyesi ile kayıtlar arasında ilişki kurulması mümkün olmakta, vergi ziyaına yol açacak suçların zamanında önlenmesi sağlanmaktadır. Mükellef idare ilişkilerinin artmasını temin eden bu kontroller bir çok halde vergi idaresinin mükellefe yardımı şeklinde de belirebilmekte böylece mükelleflerin ilerde daha ağır müeyyide ve cezalara maruz kalma ihtimali de büyük ölçüde bertaraf edilmiş olmaktadır. Şüphesiz, anında yapılacak kontrollerin, belirtilen etki ve faydaları sağlayabilmesi, belli bir disiplin içinde yürütülmesi, vergi kanunlarına aykırı harekete yönelme istidadında olanların ihtar mahiyetindeki cezalarla tecziye edilmesi şartına bağlıdır. Vergi ceza hükümlerinin yeniden düzenlenmesinde, özel usulsüzlük cezaları yukarıda kısaca belirtilen anlayış içinde ele alınmış ve bunlarda, gerekli etkiyi sağlayacak değişiklikler yapılmıştır. Bilindiği üzere, mükellefleri vergi ziyaına sebebiyet verecek muhtemel vergi suçunu işlemeye götüren yollardan başlıcaları; gider, satış ve diğer hasılatlarla ilgili belge düzeni ve kayıt nizamına ait olarak kanunda yer alan hükümlere gerektiği şekilde riayet edilmemesi, daha genel şekilde ifadeyle, kayıtların, muameleleri bütünüyle aksettirecek tarzda tutulmamasıdır. Bu itibarla özel usulsüzlük ve bunlara ait cezaların tespitinde anılan hususların önlenmesinin ön planda tutulduğu)..." belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen ve yasa yapıcı tarafından fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/ 370 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Sonraki Karar:
T.C.
DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2014/65
Karar No: 2014/339
Tarihi: 30.04.2014
İstemin Özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla kayıtdışı bıraktığı bir kısım hasılatı için belge düzenlemediği ileri sürülerek 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca 2005 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen Ankara 4.Vergi Mahkemesi 22.6.2011 günlü ve E:2011/140, K:2011/1745 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232, 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 ve 80’inci maddeleri hükümlerine yer verdikten sonra; hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla davacının bir kısım gayrimenkul satışını vergi dairesine bildirmediği ve fatura düzenlemediğinin tespit edildiği, gayrimenkulleri alanlar nezdinde yapılan inceleme sonucunda bazı alıcılara ulaşılarak bazı gayrimenkullerin satış değerinin tespit edildiği, bazı alıcılara ulaşılamadığı için bu gayrimenkullerin satış değerinin diğer alıcıların beyan ettiği toplam 524.000,00 Lira bedelin ortalaması alınarak belirlendiği, toplamda 743.351,00 Lira gayrimenkul satışı için fatura düzenlemediği nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesildiği, olayda, davalı idarece, ifadesine başvurulan alıcıların beyan ettiği toplam 524.000,00 Lira bedel için fatura düzenlemediğinin gayrimenkulü alanlar nezdinde yapılan karşıt incelemeyle tespit edildiğinden bu tutar için fatura düzenlenmediğinin kabulü gerektiği, öte yandan, alıcı ifadesine başvurulmadığından satış değeri tespit edilemeyen gayrimenkuller için, soyut değerlendirmeye dayalı olarak değeri belirlenenlerin ortalaması alınmak suretiyle tespit yapılmasının yerinde olmadığı, ancak, inceleme raporu ve ekindeki davacı nezdinde düzenlenen 22.11.2010 tarihli tutanakta, davacı tarafından inceleme elamanına beyan edilen satış değerlerine göre, ifadesine başvurulmayan
isimli alıcılara yapılan satışlar toplamının 94.930,00-Lira, aynı kişilerin tapu kayıtlarına göre satışları toplamının 86.300,00 Lira olduğu görüldüğünden, ifadesine başvurulmayan alıcılar için en azından bu tutarlar kadar faturanın düzenlenmediğinin de kabulü gerektiği, buna göre, karşıt incelemeyle tespit edilen 524.000,00 Lira tutarında fatura düzenlenmeyen satışların %10 tutarına isabet eden özel usulsüzlük cezası miktarının 52.400,00 Lira olduğu, karşıt inceleme yapılmayan satışlar için alıcı beyanı esas alındığında kesilmesi gereken ceza miktarının 9.430,00 Lira, tapu kayıtları esas alındığında kesilmesi gereken ceza miktarının ise 8.630,00 Lira olduğu dikkate alındığında, davacı lehine olan tutarın esas alınmasında dahi toplam olarak kesilmesi gereken cezanın dava konusu dönemde kesilebilecek azami ceza miktarı olan 55.000,00 Lirayı geçtiğinden, bu tutar üzerinden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 17.6.2013 günlü ve E:2011/7011, K:2013/4915 sayılı kararıyla; uyuşmazlık dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak ceza kesilmesi maddenin getiriliş amacına uygun düşmediğinden, özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davanın reddine dair vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, vergi idaresinin karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Bozma kararına uymayan Ankara 4.Vergi Mahkemesi, 4.12.2013 günlü ve E:2013/2269, K:2013/2098 sayılı kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; hesap dönemi kapandıktan sonra özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği yönünde Kanunda bir düzenleme bulunmadığı, özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren belge verilmemesi ve alınmaması fiilinin açıkça tespit edilmesi halinde usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak zamanaşımı süresi içerisinde özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği, ayrıca, hesap dönemi kapandıktan sonra 213 Kanunun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğinin kabulü halinde; Kanununun fatura nizamı başlıklı 231’inci maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği yönündeki hüküm uyarınca 26 Aralık ve sonraki tarihlerde yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları için fatura düzenlenmemesi halinde 353’üncü maddenin 1’inci fıkrası uyarınca hiçbir zaman özel usulsüzlük cezası kesilememesi gibi bir durumla karşılaşılacağı gerekçesiyle ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş ve eksik inceleme yapıldığı, kesilen cezanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi
’nın Düşüncesi: Temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddiyle işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, tebligat işlemleri tamamlandığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmesine gerek görülmeyerek, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR: Ankara 4.Vergi Mahkemesinin 4.12.2013 günlü ve E:2013/2269, K:2013/2098 sayılı kararının ısrar hükmü aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın buna ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak, vergi mahkemesi kararı, davacı adına hesap döneminin kapanmasından sonra düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım gayrimenkul satışı karşılığı elde ettiği hasılatı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak ceza kesilmesinin 213 s. Kanunun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının getiriliş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle bozulmuş olduğundan, uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.
SONUÇ: Bu nedenle, temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, kararın, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası temyizen incelenmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
submitted by endertosun to Vergi [link] [comments]


2018.02.01 14:30 endertosun Hesap dönemi kapandıktan sonra belge almama veya düzenlemeden dolay özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğine dair Danıştay kararı

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 23.10.2009 tarih ve 2009-212 esas sayılı kararıyla, hesap dönemi kapandıktan sonra belge alınmaması ve fatura düzenlenmemesi nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği karara bağlanmıştır.
Söz konusu kararda yer alan konuya ilişkin hüküm şu şekildedir: “2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.”
Kararın tamamı aşağıdaki gibidir:
Hesap Döneminin Kapanmasından Sonra Mükellef Adına Özel Usulsüzlük Cezası Kesilemez/Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı
"...Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İlgili Danıştay Kararı;
T.C. DANIŞTAY Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2009/212 Karar No : 2009/456 Tarih : 23.10.2009
. HESAP DÖNEMİNİN KAPANMASINDAN SONRA MÜKELLEF ADINA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ SONUCU . HESAP DÖNEMİ İLE İLGİLİ OLARAK FATURA ALMAMA VEYA DÜZENLEMEME FİİLİ NEDENİYLE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI
ÖZET : Takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilemeyeceği.
"... Fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
... Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gerektiği."
İstemin Özeti : Davacı adına 2005 vergilendirme dönemi için Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 20.6.2007 günlü ve E:2007/310 K:2007/610 sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde, emtia aldığı ............ Sanayi Ticaret Limited Şirketine ve şirketin ortağı olan şahsa 37.557,51 YTL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemelerin emtia alımına ilişkin olduğunun davacı şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği, ödemelerin yapıldığı firmadan alınan faturaların 10.534,30 YTL tutarında olduğu, yine sözü edilen firma tarafından düzenlenen 28.3.2005 gün ve 148849 sayılı faturanın davacı tarafından kayıtlara geçirilmediğinin saptandığı, davacı şirket yetkilisi tarafından karlılığın % 8 olduğunun ifade edildiği, davacının emtia satışlarına ilişkin ödemeler için kullandığı pos cihazı kayıtları ile ödeme kaydedici cihaz fişi kayıtları karşılaştırıldığında toplam tutarların farklılık gösterdiğinin tespit edildiği, davacı şirket yetkilisince verilen ifadede, emtia alımına ilişkin olduğu belirtilen tutarı, tarihi, göndereni ve alıcısı tespit edilen banka havalelerinin ............ unvanlı şirketten yapılan emtia alımına ilişkin olduğunun belirtildiği, bu alışa ilişkin faturanın kayıtlara dahil edilmediğinin saptaması ve dönem başı ve dönem sonu mal mevcutlarının tartılıp ölçülerek tespit edildiğinin açıklanması nedeniyle fatura düzenlenmeyen emtia alışlarının ve emtia satışlarının varlığı konusundaki tüm unsurlar saptanarak fatura düzenlenmeyen alım satım faaliyetlerinin tutarı üzerinden yasal oranda hesaplanan özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 25.12.2008 günlü ve E:2007/ 3096, K:2008/4289 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 353'üncü maddesinin 1'inci bendinde, fatura veya benzeri belge verilmemesi, alınmaması ve diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasına ilişkin özel usulsüzlükler ve cezalarının düzenlendiği, sözü edilen 353'üncü maddede öngörülen bu düzenleme ile mükelleflerin vergilendirme dönemindeki işlemlerinin kayıt ve belge düzenine uygun yürütülmesinin sağlanmasının amaçlandığı, 2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuyla bir kısım alışları için belge almadığı ve hasılatının bir kısmı için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak 353'üncü maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilmesinin maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediği gerekçesiyle vergi mahkemesi kararını bozmuştur.
İzmir 2. Vergi Mahkemesi, 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/370 sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş, düzenlenmeyen ve alınmayan belge adedi ile satışa taraf olanlar hukuken geçerli bir şekilde tespit edilmeksizin kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi .... Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Danıştay Üçüncü Dairesinin 25.12.2008 gün ve K:2008/ 4289 sayılı bozma kararında yer alan düşüncemizde yazılı gerekçe uyarınca temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Vergi Mahkemesi ısrar kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Vergilendirme dönemindeki kimi işlemleri için fatura düzenlememesi ve fatura almaması nedeniyle davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Vergi Usul Kanununun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3'üncü maddesinin (A) bendinde, "vergi kanunu" tabirinin bu kanun ile bu kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiği kurala bağlandıktan sonra ikinci fıkrada; vergi kanunu hükümlerinin lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği ve lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunları hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı göz önünde tutularak uygulanması öngörülmüştür.
Vergi Usul Kanununun vergi cezalarına ayrılmış İkinci Kısmının Birinci Bölümü vergi ziyaı cezasına, İkinci Bölümü Usulsüzlüklere, Üçüncü Bölümü ise hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak vergi suç ve cezalarına ilişkindir. Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmamasının yaptırıma bağlandığı 353'üncü maddede; bu yaptırımın uygulanmasını gerektiren eylemin, yapıldığı vergilendirme döneminden sonraki zaman diliminde ve özellikle eylemin vergi kaybı yaratmasından sonra da uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Her ne kadar maddenin sondan bir önceki fıkrasında; takvim yılı kapanmadan önce katma değer vergisi veya geçici vergi beyannamelerinde hasılatın noksan bildirilmesinden dolayı tahakkukun gecikmesinden doğan vergi kayıpları için uygulanabileceği anlaşılan ve maddede yazılı özel usulsüzlükler sonucunda vergi ziyaı da meydana geldiğinde, bu kaybın gerektirdiği vergi cezalarının ayrıca kesileceği düzenlenmişse de; tersine durumlarda ve özellikle takvim yılının kapanmasından sonra belirlenen ve vergi kaybı bulunan her olayda ilgililere ayrıca özel usulsüzlük cezası da kesileceği yolunda bir düzenleme yapılmamıştır. Vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılan vergi incelemeleriyle bir kısım hasılatın veya kimi işlemlerin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının saptanmasından dolayı, vergilendirme döneminde yasanın şekle ve usule ilişkin kurallarına da aykırı davranılmış olduğu çıkarımıyla özel usulsüzlük cezası kesilmesine olanak bulunup bulunmadığının, yukarıda belirtilen nedenle ve Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (A) bendindeki düzenleme gereğince özel usulsüzlükler ve cezalarının öngörülmüş amacı ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözetilerek belirlenmesi gereklidir.
Yürürlükte kaldığı 31.12.1980 tarihine kadar uygulanan ve 4.1.1961 tarihinde kabul edilen, 10, 11 ve 12 Ocak 1961 günlü ve 10703, 10704 ve 10705 sayılı Resmi Gazete'lerde yayımlanarak, 1.1.1961 tarihinde yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, 30.12.1980 tarihinde kabul edilen, 31.12.1980 günlü ve mükerrer 17207 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1.1.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2365 sayılı Yasa ile değişmeden önceki 353'üncü maddesinde ilk kez, fatura ve benzeri evrak vermeyen ve almayanların cezası olarak ve özel usulsüzlük cezası adı altında yapılan düzenlemede de yer aldığı üzere özel usulsüzlük cezası, şekle ve usule aykırılıkların yaptırımıdır.
Vergi Usul Kanununun şekle ve usule aykırılıkları yaptırıma bağlayan bu düzenlemesinden önce ve 5432 sayılı Yasanın ilk yürürlüğe konulduğu tarihte bir süre uygulanmasından sonra fatura düzenlenmemesi konusunda mükellefleri caydırıcı olmak üzere gereksinme duyulması nedeniyle 1951 yılında, sözü edilen Yasaya Ek 1'inci madde olarak 5815 sayılı Yasa ile "fatura cezası" başlığı altında hüküm eklendiği de bilinmektedir. Değinilen Ek 1'inci maddenin gerekçesinde, vergi uygulaması bakımından fatura almak ve vermek mecburiyetine uyulmamasının, vergi ziyaı yaratan eylemlerden olduğu için başlangıçta usulsüzlük cezası konulmadığı, ancak; vergi ziyaı takvim yılı sonunda belli olacağı için yılı içinde görülen veya saptanan faturasız işlemler için herhangi bir işlem yapılamadığı, dolayısıyla hesap döneminin kapanması ve sonucunun beklenmesi gerektiği, uygulamada bu durumun, pek çok mükellefin disiplinsiz davranmasına yol açtığı ve fatura düzenini bozacak bir kapsamda olduğu, bu sebeple faturalar hakkında bir usulsüzlük cezası konulması zorunlu görüldüğü için Vergi Usul Kanununa hüküm eklenmesinin teklif edildiği belirtilmiştir. 1961 yılında yürürlüğe giren 213 sayılı Vergi Usul Kanununun gerekçesi bulunmamakla birlikte, 353'üncü maddenin, 2365 sayılı Yasanın 80'inci maddesiyle değiştirilmesine ilişkin madde gerekçesinde; "... günümüzde, vergi güvenliğini sağlayacak tedbirler arasında, vergilendirme döneminin kapanmasından sonra yapılacak incelemelerden çok, cari yıl içinde yapılan mali kontrollere önem verilmektedir. Suçun işlenmesinden bazen yıllarca sonra yapılmakta olan vergi incelemesi, vergi ziyaı ile ilgili delil ve izlerin çoğunlukla ortadan kalkmış olması nedeni ile ancak belli bir ölçüde etkili olabilmektedir. Oysa anında yapılacak kontrollerle, geliri doğuran olayların maddi bünyesi ile kayıtlar arasında ilişki kurulması mümkün olmakta, vergi ziyaına yol açacak suçların zamanında önlenmesi sağlanmaktadır. Mükellef idare ilişkilerinin artmasını temin eden bu kontroller bir çok halde vergi idaresinin mükellefe yardımı şeklinde de belirebilmekte böylece mükelleflerin ilerde daha ağır müeyyide ve cezalara maruz kalma ihtimali de büyük ölçüde bertaraf edilmiş olmaktadır. Şüphesiz, anında yapılacak kontrollerin, belirtilen etki ve faydaları sağlayabilmesi, belli bir disiplin içinde yürütülmesi, vergi kanunlarına aykırı harekete yönelme istidadında olanların ihtar mahiyetindeki cezalarla tecziye edilmesi şartına bağlıdır. Vergi ceza hükümlerinin yeniden düzenlenmesinde, özel usulsüzlük cezaları yukarıda kısaca belirtilen anlayış içinde ele alınmış ve bunlarda, gerekli etkiyi sağlayacak değişiklikler yapılmıştır. Bilindiği üzere, mükellefleri vergi ziyaına sebebiyet verecek muhtemel vergi suçunu işlemeye götüren yollardan başlıcaları; gider, satış ve diğer hasılatlarla ilgili belge düzeni ve kayıt nizamına ait olarak kanunda yer alan hükümlere gerektiği şekilde riayet edilmemesi, daha genel şekilde ifadeyle, kayıtların, muameleleri bütünüyle aksettirecek tarzda tutulmamasıdır. Bu itibarla özel usulsüzlük ve bunlara ait cezaların tespitinde anılan hususların önlenmesinin ön planda tutulduğu)..." belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen ve yasa yapıcı tarafından fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353'üncü madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermemektedir.
2005 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 4.12.2006 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda bir kısım emtia alımlarında belge almadığı ve bir kısım emtia satışında fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden, davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 18.3.2009 günlü ve E:2009/452, K:2009/ 370 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
submitted by endertosun to Vergi [link] [comments]